bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort escort alanya antalya escort eskişehir escort mersin escort escort görükle avrupa yakası escort istanbul escort canlı casino makrobet kacak bahis
Bugun...



KATILIMCI DEMOKRASİNİN VE AÇIK TOPLUMUN DÜŞMANLARI

Mustafa Türker: KATILIMCI DEMOKRASİNİN VE AÇIK TOPLUMUN DÜŞMANLARI

facebook-paylas
Tarih: 03-10-2020 13:06

KATILIMCI DEMOKRASİNİN VE AÇIK TOPLUMUN DÜŞMANLARI

" Rüşvetçi Politikacıları, Düzenbazları, Hırsızları ve Hainleri Seçen Halk Kurban Değildir, Suç Ortağıdır..." #GeorgeOrwell

 

Nasıl ki varlıktan yokluk meydana gelmez ise, mümkün olandan da imkânsız olan ortaya çıkarılamaz. Hareketin imkânsızlığı, zorunlu olarak ortaya çıkacak olanın mümkün olduğunun da ispatına gerek yoktur. 

 

İçsel irade gücünü harekete geçirmek koşuluyla, kişisel arzu ve irade özdeşleşmesi bağlamında, kuramsal bilginin bütünlüğünü esas almak suretiyle hakimiyet alanındaki tüm güç argümanlarını konsolide ederek, erk üzerinde nihai hedef olarak belirleyici etki oluşturmak için, baskı altında sarf edilen yüksek performanslı efor yaşam enerjisinden özveri gerektirir. Değişimin en alt limitlerinin örüngüsünde zamanın diyalektik determinizmine uygun bir şekilde, toplumsal onur ve haysiyetin topyekûn mutluluğun refah toplumuna doğru köklerini salması için her fert ve toplum kendi doğrularının zincirlerinin halkalarını tamamlayacaktır. 

 

Kendi gerçekliğinin doğrularını bulamamış ve gücün korku sarmalında sindirilmiş muazzam dehşetin karanlık ve de belirsiz sonuna doğru hızla ilerleyen edilgen vasat zekânın, vasat akıl oyunlarında, şeytanla ortak işbirliği gizlidir. Keskin bir anlayış ve düşünceden yoksun mutlak gücün; gücüne dayanak noktası arama eylemlerinde, toplumu ve halkı sosyo-psikolojik - ruhsal ve de fizyolojik korkular ile kandırarak; doğru, dürüst ve de iyi işler yaptırmayarak başka yerlere sürüklemesi, zamanla nefret ve kin duygularını da beraberinde getirir.

 

Karanlığın kendince kutsanmış kötülüğünün etkisi altında sorulması gereken esas soru da " biz ne yapıyoruz? " Masumiyet karinesi vicdanlarda dayanma gücü direnç eşiğinin katsayısının limitlerini test ederken, normatif kuramsal yapıların bilgeliğinde mental açıdan kapitalist düzenin ahlâk eşiğindeki acıya dayanma katsayısını ve acı eşiğini çoktan aşmış olması bir realitedir.

 

Batı uygarlığının gelişmiş üst yapı düzenlemeleri alınırken, buna koşut alt yapı kurumsal düzenlemelerinin üretilememesi, keza alt yapı belirleyici içsel dinamikleriyle çağdaş modern toplumun insan ve birey odaklı değer yargılarıyla, toplumsal sosyoloji içerisinde bağ kurulamaması " kendine yabancılaşmış taklit ürünü yapay bir toplumsal popülasyonun amorf sosyolojik yapısını " doğurmuştur. Zamanın kadranında söz konusu paradoksal kısır döngü, tüm kurumsal yapılar üzerinde, majör dominant belirleyici bir unsur olarak kendi varlığını çok ağır bir şekilde hissettirmektedir. 

 

Son tahlilde sorunsalın özünü teşkil eden " üretim araçlarının temel varlık amacının ne olduğuna dair sorudur? Sosyalist bir metafor olmaktan da öteye - yıkmaya mı yönelik, yoksa pozitif bakış açısıyla kurumsal yapıları kurup inşa ederek geliştirip iyileştirmeye mi yönelik - Yani hayat verip yaşatmak ilkesi, dik duruşumuzun temel ilkesini mi? oluşturmaktadır.

 

Kapitalist iktisadi sistem bireyi kendisi için emeği üzerinden ötekisi yapar. Nesnel koşulların olgunlaşmasını beklemenin anlamsızlığı üzerimizdeki sorumluluğun gereklerinden kaçınmak ve/veya sorumluluğu sorumsuzluğa ötelemekten başka hiç bir şey değildir. Pratiğin eylemsel düzleminde, birey üzerindeki yıkıcı etkisi; kişinin ve toplumun bireysel ve kitlesel yabancılaşması, ileri derecede sosyolojik bir travmanın toplumsal yıkıntısını da beraberinde getirir. Henüz olgunlaşıp birey olamamış kişinin, çeşitli enstrümanlarla kendisinden koparılarak, bir başkası ya da benzerlerin öteki haline getirilmesi açık topluma yapılmış olan en büyük kötülüğün düşmanlığıdır.

 

Toplumu oluşturan kişilerin ortak iyiliğinden başka hiç bir şeyi düşünmeyen ve genel kabul görmüş ortak değer yargılarından oluşan toplumsal beklentilerin fayda-yarar ilkesini kendi kişisel çıkarlarından üstün tutmak, haksızlıkların karşısında adil ve tarafsız bir şekilde gücün etkisinden tamamen arındırılmış bağımsız normatif yasal düzenlemelerle, eşitlik ilkesine sadık kalınarak gücün karşısında zayıfların himaye edilerek ezdirilmemesi aslolandır.

 

Ulus yapısını oluşturan kitlesel yığınların kendi şahsi sorumluklarını siyasal tercihlerini kullanıp kenara çekilmek olarak algılaması, demokratik kurum ve kültürün gelişmediği gösterir. Bu bağlamda son tahlilde doğrudan demokrasi anlayışı kapsamında haklarını ve hürriyetlerini mevcut yasalar çerçevesinde kendisi ilgili alınan karaları sorgulamak ve kendisini, toplumu ilgilendiren yanlış kararlara demokratik itiraz hakkını bir fiil katılım sağlayarak yerine getirmelidir.
Her ulus iktidarın güç merkezinin başına güçlü ye da güç yoksunu zavallı önemsiz kişileri getirir.

 

Ulusların bu yöndeki tercihleriyle iktidar erkini şekillendirmeleri o ulusun genel ahlâk seviyesi ve sosyolojisinin özü ile toplumsal yaşantısına bağlıdır. Uluslar bu yönde yaptıkları tercihleriyle, tüm alt yapı ve üst yapı kurumlarıyla ya yüksek uygarlık düzeyinin medeniyet skalasına yükselirler, ye da yoz kültürün ilkelliğinde zehirlenerek, uygarlığın merdivenlerinden aşağıya doğru yuvarlanarak, çağdaş dünyanın dışına itilmiş bir şekilde, sefil bir hayatın büyük acılarını çekerek tarihin sayfalarından yok olup giderler. 

 

" Kendi ülkelerine yabancı, kendilerine yabancı, kayıtsız 

Onlar ki bir zamanlar sorumluluklarına inanmışlardı, sorumluluğuna genellikle yurttaşın, Onlar ki geniş bilgileri vardı ( bazen ezberlenmiş), Güzeldiler, kolayca inandırırlardı... << Bitmez Yarıda Kalan Yeniden Başlar >>  #YannisRitsos







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI