bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort escort alanya antalya escort eskişehir escort mersin escort escort görükle avrupa yakası escort istanbul escort canlı casino makrobet kacak bahis
Bugun...



KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN

Mustafa Türker: KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN

facebook-paylas
Güncelleme: 30-09-2020 12:01:28 Tarih: 26-09-2020 11:53

KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN

"İnsanın kendi doğasına yabancılaşması kapitalist toplumun en büyük kötülüğüdür " #KarlMarx

 

Kapitalist piyasa ekonomisinin dinamikleri içerisinde günümüzün temel sorunsallarından birini oluşturan, kişinin kendisine ve emeğine yabancılaşması ile insanın kendi içerisinde bir diğer " öteki " varlığa evirilmesidir.

 

Kendi varoluşu karşısında vahşi kapitalizmin çarklarını yağlarken, bir başka ikilemin ezikliğinde kendi varlığını " öteki "  olarak tanımlayıp kanıksayınca, belleğinde yer eden mental döngünün en üst limitlerinde yabancılaşmanın üst kimlik aşamasında kendisini konumlandırır.

 

Kendi doğasına ve de varlığının özüne yabancılaşması bu bağlamda insanın çelişik açmazlarını da kendi benliğinden ilk kopuşunu oluşturur. Yaşamsal döngüde doğadan kopuş birincil yabancılaşma şeklinde eşyanın tabiatına uygun olarak ortaya çıksa da olgularda olumsuzlamadan uzak son derece doğal yapısal bir süreç olarak da algılanabilir.

 

Ancak bütün bunları takip eden tesir etkisi yıkıcı olan ve bu anlamda sonuçları itibarı ile radikal neticelere yol açan kötücül yabancılaşma ise insanın kendi doğasına, kendi kendisine, kendi varlığına öz emeğine ve de kişiliğine yabancılaşmasıdır.

 

Sınıfsal bilincin yeterince olgunlaşıp gelişmediği neo liberal kapitalist sistemde erk, hegamon güçler ve kapital sermaye tarafından, insanın kendine yabancılaşması için bilinçli bir şekilde kullanılmaktadır. Sistemin varlığını idame ettirebilmek ve varlığını sürdürüp geliştirebilmesi için, kendi içsel dinamikleri içerisinde kendince entegre ettiği, mülkiyet araçlarının erişilmezliği ve ayrıcalıklı kutsanmışlığı güce ve sermayeye tapınan insani değerlere, kendine yabanıl kitlesel yığınlar yetiştirmiştir.  İnsanlık dışı güç tahakkümünde erkler üzerinde mutlak hâkimiyeti egemen kılmak ancak insan öznesinin kendisine yabancılaşması ile mümkün olacaktır.

 

Kapitalizmin gizemli dehlizlerinde kapital mülkiyetini emeği ile ( beden ve akıl işçileri) işleyen & çalışan, ancak sistemin gereği olarak mülkiyet üzerinde hiç bir hakkı bulunmayan, bu bağlamda sınıf bilincini içselleştirip oturtamamış, üretim araçlarından bağımsız, emek sınıfı; modern zamanların neo liberal dejenere olmus kapitalist sistemi içerisinde, kendi kendisiyle yabancılaşmanın yanında tamamen bozuma da uğramıştır.

 

Temel eleştirel nokta; birey ( ki henüz olgunlaşmamış bir insan birey olamamış ergen psikolojisi kapanına kıstırılmış) ve insanın toplumsal yaşamın kapitalist çarklarının sosyolojisinin değerlerine kendiliğinden teslimiyetiyle kendi kendini " öbürkü " tayin edip, emeği de dâhil olmak üzere, doğasına, özüne,  varlığına ve tüm insanı değerlerine ve her şeyine yabancılaşmasıdır.

 

Kapitalist sistemin neo liberal piyasa ekonomisinde, üretim araçları çelişkisinde çatışan emek sermaye ilişkileri babında; hem bireysel hem de toplumsal neticenin bir ürünü şeklinde tezahür eden, toplumsal yaşamda, sosyal hayatta birlikte var olma amaçsal ilkesine yabancılaşma da kaçınılmaz bir realitedir.

 

Kapitalist sistemin birey ve de dolayısıyla toplum üzerindeki yıkıcı etkisi, sınıfsal manada diyalektik bir yaklaşımla katalizör olan, birey ve toplum sosyolojisinde değerler üzerinde doğrudan tesirli güçlü bir yaptırıma sahiptir.

 

Toplumsal sınıfların üretim ilişkilerinde üretim araçlarını kullanılmasına, güç erkine sahip iktidar egemenlerinin kısıt getiren engellemelerini bahane ederek, ya da bahanelerin arkasına saklanarak, kendi doğasına ve özüne yabancılaşmayı içselleştirmiş sistemin ürünü kişi ya da kişiler, hegamonların baskılayıcı, yasaklayıcı kısıtlamalarına zaten koşullu güdülenmiş bir şekilde boyun eğmişlerdir.

 

Özgür demokratik bir ortamda anayasal hakların güvencesine de yabanıl kalan kitlesel yığınların koşullu güdülenmiş;  doğasına ve kendisine yabancılaşması sonucunda doğru haber kaynakları da kişinin kendisine daha da yabancılaşmıştır.

 

Sosyal medyanın özgür platformunda bilâkis haklı taleplerin savunulması beklenirken kendi özüne yabancılaşan insan kalabalıkları sorumluluğu da üzerlerinden atmakta beyiz görünmemekte, örgütlü toplumun bireyi olma gücüne de çok yabanıl kalmış kimliksizleşen kümülatif yığınlar, her dem kabahati de legal platformda siyasal mücadele veren siyasal partiye bulmaktadır. Edilgen pasifliğin etkin eleştirisinde kendisini tüm sorumluluklardan kurtarmaya çalışması edilgen yabancılaşmanın da kendisini oluşturmaktadır. Siyasal demokrasi doğrudan katılım olduğunda gerçek manada demokrasi haline dönüşür...

 

" Notalar insana gerçeği yalnızca gerçeği, matematiksel ölçüye, tartıya, armoniye, melodiye doğru ses vermek için doğru notaya mecbur eder. Müzik sizi yalandan sahtelikten kurtarır. "







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÇEVRE-YAŞAM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI